İki Kadın: Frida ve Camille
Bir hakikati, ona karşı savaşarak yok etmek yerine, o hakikati seyretmek daha kolay; üstelik böyle bir galibiyetin etkisi çok daha uzun sürüyor. Son iki yüzyıldır hızla seyreliyoruz. Bir direniş olarak kuşandığımız ne varsa sulandırılmış ve tehlikesizleştirilmiş biçimde önümüze geri atılıyor. İsmet Özel’in “Artık düşünce suçu işleyemiyorum” adlı yazı başlığını getiriyor akla tüm bu olanlar. Sistem ayağına takılacak kuvvette ve katılıkta ne varsa önce bünyesine alıp öğütüyor, ehlileştiriyor, tasmasını takıp zaptedilir kıvama getirince sahte muhalefet ve direniş sosuyla piyasaya sürüyor. Bu sömürünün bir boyutu da şahısların hakikatinin sömürülüşü. Ömrü boyunca her türlü tezgâha karşı durmuş, çarşıdan kaçmış, pazardan tekme yemiş kim varsa onun direnişi pasifize edilmiş vaziyette vitrinleri süslüyor. Turgut Uyar ve Cemal Süreya yaşadığı dönemde hiç okunmazlarmış, Edgar Allan Poe’nun 3 dolarlık ev kirasını ödeyecek durumu yokmuş, Ömer Seyfettin’in cesedi sahipsiz sanılarak kadavra olarak kullanılmış, Kafka hayatta iken sadece tek bir kitabını yayınlatabilmiş, Van Gogh Arles’dan ayrılsın diye yöre halkı imza toplamış ve kilise intihar ettiği için cenazesini dahi kaldırmamış. Oysa şimdi, çilesi başkasınca çekilmiş fikirler, işin yaldızından nemalanmak isteyenlerin sofrasında telef oluyor. Eduardo Galeano Aynalar kitabında şöyle diyor:
“Bugün Van Gogh ona yemek vermeyecek restorantların duvarlarını, onu akıl hastanesine kapatacak doktorların muayenehanelerini ve onu hapse atacak avukatların yazıhanelerini süslüyor.”
Bu kültürel sömürünün bir diğer ayağı da kadınlar. Ömrü boyunca fedakâr bir hayat sürüp, amelde oldukça antifeminist bir hayat sürmelerine rağmen şimdilerde feminizmin sarsılmaz kalesi olarak işgal edilen kadınlar. Pek az kadın kendi şiirini okuyarak yaşıyor. Kendi şiirini kendi sesiyle okumak, yani kendi evine çıkıp da şöyle bir de balkondan bakmak, böyle bir çift bilinçlilikle yaşamak, tüm bunlar çift ölüm ve çift acı demek. İki hayat yaşayan, iki kere ölür. Parmakuçları ile ayak tabanı muhakkak ki bir değil. Ömrü boyunca parmak ucu olmanın bedelini ödemiş kadınlar, ayak takımının ayak üstü tükettiği bir ara öğün haline getirildi. Bu süreçte en çok aşınan isimlerden biri de şüphesiz ki ünlü ressam Frida Kahlo.
Yazının devamı için PDF’i tıklayın;

Bu makale kaynağından aslına sadık kalınarak alınmıştır. İfade edilen görüşler NOTLAR’ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.

