İslâm Şehri ve Cami
İslâm tefekkürü vahdete doğru seyreder… Bir hususta fikir telif edildiğinde, fikrin kemali vahdet ile tesis edilir. Vahdete doğru olan bu seyir, meseleleri genişlik boyutundan başlamak üzere, derinleşebildiği son kemal noktasına kadar taşır. İslâm şehri mevzusu da tetkik edilirken, usul bu minval üzeredir. İslâm şehri, oldukça hacimli bir mevzudur; bünyesinde birçok temel mesele muhtevidir. İslâm şehri meselesi sadece mekân tanzimi olarak anlaşılmamalıdır. Fert, cemiyet ve hayat gibi mevzuların üst terkibidir. Tüm mevzularda olduğu üzere, ebedi nispet ölçümüz İslâm’dır. İnsan buradan yola çıkarak, varoluş mekânının tanzimini kendi ubudiyetini gerçekleştirmeyi mümkün kılacak şekilde inşa etmelidir. Fert, cemiyet, hayatı hangi merkeze doğru taşımak gerekir? Vahdet hangi merkezde tesis edilir? Şehirdeki hayat deveranı nerede gerçekleşir? Bu sorular, İslâm şehri tasavvurumuzun güzergâh haritasını da ortaya çıkartan sorulardır.
İslâm şehrini tasavvur ettiğimizde, onun seyrinin de vahdete doğru olması kaçınılmazdır. İslâm şehri meselesi, bünyesinde varlığın tüm unsurlarını barındıran kompleks bir tasavvur alanıdır. Varlığı, insan ve diğer varlıklar olarak tasnif ederken; insanı, fert ve cemiyet şubeleriyle tetkik eder. Ve bunların hayat alanlarını, hayat mecralarını ve onların inşasını mevzu edinir. Diğer varlık alanlarının tanzimiyle beraber, insan ve hayat belli bir merkeze doğru taşınır. Akla şöyle bir soru gelebilir; şehir tasavvurunda insan ile mekânın nasıl bir irtibatı vardır? Evet; zaman ve mekândan önce ruh vardı. Mekâna tesir eden, tanzim eden ruhtur yani insandır. İnsan değişirse mekânda değişir, günümüzde bunun en müşahhas misallerini görüyoruz. Bu meselelerin tümüyle birlikte, tefekkür seyri bizi vahdete doğru şehir tasavvurumuzun merkezine doğru götürür. Mevzu İslâm şehri olunca, birçok ölçünün terkip edildiği ve aynı zamanda, tüm terkibi mevzuların da üst terkibi konumu olan İslâm şehir tasavvurunun merkezine ulaşırız.
İslâm tefekkürü, dünyayı mavera ile birlikte ele alır, fani olan âlemi inşa ederken, baki âleme tabi kılacak şekilde tanzimini gerçekleştirir. Şehir inşası da aynı şekilde maveraya perçinlidir. Ötelerin ışığını hayata taşıyarak fani olana baki olanı söyletecek bir tanzim ile şehrini inşa eder. Kadimde kendi bilgi evrenimiz içerisinde imar ettiğimiz her şehrin akış güzergâhı maveraya, dolayısıyla hakikate doğru seyreder durumda imarı gerçekleşmiştir. Çünkü dünya, ebediyetin iktisap edileceği yerdir. İslâm şehri bu manaya göre imar ve inşa edilen mekân durumundadır. Şahsiyet ve cemiyet hayatının tanzimi ve eşya ile münasebetinin bu minvalde kurulması gerekir. Şehrin kompleks yapısının terkip edilmesi ve vahdete doğru ilerlemesi hususu bizi aslında iman etmiş olduğumuz hakikate doğru yaklaştırır. İnsanın yaradılış gayesi olan kulluğunun zirvesine taşır ve onu secde ile kemal buldurur. İslâm şehrinde, tüm hayat deveranı, camide cem olup, secde ile zirveye taşınarak nihayet bulur. Böyle bir deveranın gerçekleştiği yer manevi karargâh camidir. Şehrin merkezi olan, camiye yaklaştıkça şahsiyet ve cemiyetin aynı zamanda hayatın, dünyadan şekilden suretten uzaklaşarak ruha doğru aktığı güzergâhtır.
Yazının devamı için PDF’i tıklayın;

Bu makale kaynağından aslına sadık kalınarak alınmıştır. İfade edilen görüşler NOTLAR’ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.

