Kamu Diplomasisi Bağlamında Türkiye’nin Terörle Mücadelesine Katkı Sağlayabilecek Örnekler
Paris saldırıları sonrasında oluşturulan dayanışmanın Ankara saldırısından sonra gösterilememesi ve hala Avrupa kentlerinde PKK çadırlarına müsaade edilmesi göstermektedir ki; Türkiye, iç kamuoyunun yanı sıra yabancı kamuları da hedefleyecek kapsamlı stratejik bir kamu diplomasisi hamlesine ihtiyaç duymaktadır.
Giriş
1965 yılında ‘kamu diplomasisi’ ilk kez ortaya atılmasına rağmen, terörle mücadelede etkin bir şekilde kullanılması yakın zamanda mümkün olmuştur. ABD ve pek çok Batılı ülke tarafından etkin bir şekilde kullanılan kamu diplomasisinin dünyanın geri kalanında tam manasıyla kullanıldığı söylenemez. Bu konuda yapılmış akademik çalışma ve metinler de ekseriyetle batı eksenli olup; Türkiye’nin terörle mücadelesinde kamu diplomasisinin önemine ilişkin çalışmalar ise ülkemizde yok denecek kadar azdır.
İster sert güç uygulamalarını kapsayan top yekûn silahlı mücadele olsun isterse yumuşak güç uygulamalarını kapsayan sosyal, siyasal ve ekonomik önlemler olsun; halkın algılama ve yaklaşımları, uygulanan terörle mücadele politikalarının başarılı bir şekilde işletilmesi için önem arz etmektedir.
Bu çalışmada bir ‘yumuşak güç’ unsuru olarak kamu diplomasisinin, terörle mücadele sürecinde etkisinin olup olmayacağı incelenirken, dünya üzerindeki farklı örneklere bakılacaktır. Öyle ki; her ülkenin kendine özgü dinamikleri olsa da farklı tecrübelerin, görüş ve önerilerin terörle mücadelede önemli bir katkısı olacaktır.
Bu bağlamda çalışmada öncelikle Türkiye’nin terör problemine daha yakın örnek sunmaları açısından İspanya’nın ETA ve İngiltere’nin İRA ile mücadelesi ele alınacak akabinde ise ABD’nin El-Kaide terörü ile mücadelesi incelenecektir. Farklı örneklere özet bir bakış niteliği taşıyan bu çalışma, son yaşanan saldırılar çerçevesinde genel bir değerlendirme ile sona erecektir.1
İspanya’nın ETA Terörüyle Mücadele Yöntemi ve Kamu Diplomasisi
Günümüzde terör, sadece bir ülkenin sorunu olmaktan çıkıp, küreselleşmenin etkisi, teknolojinin gelişmesi ve karşılıklı bağımlılıkların artması ile iş birliği içerisinde tüm dünyanın mücadele etmesi gereken bir sorun haline gelmiştir.
İspanya’nın ETA (Euskadi Ta Alkatasuna-Bask Ülkesi ve Özgürlük) ile mücadele yöntemi ve süreci, benzer terör örnekleri ve PKK ile mücadele için aydınlatıcı olmaktadır. Çünkü terörün gerekçesi, etnik argümanlara dayanırsa, mücadele yöntemleri konusunda ülkelerin birbirlerinden öğreneceği çok şey olduğu görülecektir.2
Baskı ve şiddet dönemi, her yerde terörün ortaya çıkmasının ve devamının en büyük nedenidir. Kendisini yönetenden hak ve özgürlüklerini alamayan topluluklar kendileri için mücadele ettiklerini iddia eden gruplara sempatiyle bakacaktır. Dolayısıyla terörle mücadele de halkın desteğinin sağlanması ve demokratik yöntemlere başvurulması, demokrasinin işlerliğinin sürdürülmesi son derece önemlidir. Çoğu zaman askeri yöntemler ve stratejiler terörle mücadele edenleri başladıkları noktaya geri götürmektedir. Asıl olan terörün sebeplerine inmek ve kökünde yatan nedenleri ortadan kaldırmaktır. Bunun nedeni bazen bir baskı rejimi, demokratik bir anayasanın olmaması olabileceği gibi bazen de insanların kendi dilini konuşma gibi temel insani niteliklerini ön plana çıkaramamasıdır. Asıl neden farklılıkların ortak değerlerin önüne geçmesi ve ayrımcılığın fikirsel propagandasının silahlı mücadeleden daha üstün olmasıdır.
1 Kavramsal tanımlamalarla birlikte Türkiye’nin terörle mücadele ve demokratikleşme sürecini de içeren daha kapsamlı bir çalışma için Bknz: Kenan ARPACİOĞLU, “Bir Yumuşak Güç Aracı Olarak Kamu Diplomasisinin Terörle Mücadelede Uygulanması” yayımlanmamış yüksek lisans tezi, 2012.
2 UTSAM, İspanya’nın Terörle Mücadelesi, Ankara: Utsam Raporlar Serisi: 15, Mart, 2010, s. 9.
Yazının devamı için PDF’i tıklayın;

Bu makale kaynağından aslına sadık kalınarak alınmıştır. İfade edilen görüşler NOTLAR’ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.

