Sanayi Devrimine Giden Yol ve Roma Refleksi

A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

18.yüzyıldan itibaren sahip olduğu finansal güç, hammadde kaynakları ve siyasi yapının elverişliliği sebebiyle İngiltere’de baş gösteren sanayi devrimi makineleşme, üretim anlayışının değişmesi ve hammaddeye erişme yollarının kolaylaştırılması gibi gereklikleri içerir.

Bilginin üretime dönük yönünün keşfedilmesi diye de tanımlayabileceğimiz Sanayi devrimi bir açıdan zaman-emek-ürün ilişkilerini yeniden belirlemek gibi güçlü bir iddianın ürünüdür. Protestan ahlak, geleneksel iktisat anlayışına karşı başlattığı düşünsel başkaldırı ve “Bugün çok çalışıp yarını düşünmek” fikriyle yeni bir değerler sistemi inşasına kapı açmıştır. 17.yy’dan sonra aklın başat konumu bilginin mahiyeti ve kaynağı ile ilgili yaşanan zihinsel değişim bahsi olunan sürecin temel taşlarını teşkil etmektedir. Ancak görünen bu sâiklerin arkasında daha temel gerekçeler ortaya konulabilir.

Coğrafi keşifler olarak isimlendirilen dönemin daha çok Sanayi devriminin altyapısını hazırlayan bir süreç olduğunu ve bunun evvelinde de çok karmaşık bir mücadelenin varlığını görürüz. Hz. Ömer döneminden itibaren dağılan Akdeniz iktisadî sisteminin yeniden inşası adına yürütülen çabaların kapitalizmi hazırlayan süreçleri, ticari faaliyetlerdeki değişimleri ve nüfus hareketlerini içerdiğini söyleyebiliriz.  Sanayi devrimini hazırlayan süreçler bağlamında ünlü Ortaçağ tarihçisi Henri Prienne’nin “Ortaçağ Avrupa’sının Ekonomik ve Sosyal Tarihi” isimli eseri oldukça derinlikli bilgiler barındırır. Roma İmparatorluğu’nun dağılması ve modern Avrupa’ya uzanan süreç hakkında doğru tahliller yapmak sanayi devrimine uzanan süreci daha iyi anlamamız sağlar. Avrupa’nın modern süreçlere evrilirken geçirdiği siyasi tecrübeler, yaşanan trajediler önemlidir. Ancak sosyo-ekonomik yapıdaki değişimler daha yakından izlenmelidir. Bu bize ortaya çıkan devrimlerin, büyük değişimlerin, döngülerin temel dinamiklerini gösterebilir. Bu noktada kronolojik tarih anlatısının ötesinde bir perspektif ancak bizi tatmin edici bir noktaya taşır.

Roma Birliği’nin kendine hayat imkânı bulduğu dönemin İslam fetihleri ile birlikte deniz yollarının hâkimiyeti bağlamında sona ermesi ve bu fetihlerin Avrupalıları adeta karaya hapsetmesi önemli bir dönüm noktasıdır. İbn-i Haldun’un ifadesi ile Hristiyanlar burada (Akdeniz’de) bir tahta bile yüzdüremeyecek hale gelmiştir. Tarihî verilerle de sabittir ki özellikle Batı Avrupa tamamen tarıma dayalı bir iktisadî sisteme mecbur bırakılmıştır. Toprak, zenginliğin ve itibarın tek kaynağı haline gelmiştir. Ticaret artık çok dar çerçevede ve ihtiyaçlara hasredilen bir faaliyet alanı olmuştur. Toprağa ve tarımsal üretime mahkûm olan Avrupa’da bu iktisadî durumun siyasi karşılığı Feodalite’dir. Dolayısıyla feodalizmin ortaya çıkışı tamamen kırsal medeniyete geri dönüşün bir gereğidir.

*Bu çalışmada; Ortaçağ Avrupa’sının Ekonomik ve Sosyal Tarihi/Henri Pirenne/İletişim Yayınları/Çev.Ugur Kocabaşoğlu/7.Baskı Ocak 2015 eserinden faydalanılmıştır.

Bu makale kaynağından aslına sadık kalınarak alınmıştır. İfade edilen görüşler NOTLAR’ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.