Türk Sinemasında Bir Yol Ayrımı: Reha Erdem

A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

Uzunca bir süredir Türk Sinemasında bilinen Yeşilçam yönelimlerinden farklı akım ve çalışmalar görmekteyiz. Bilhassa 2000’li yıllardan sonra Türk Sinemasındaki bu yeni akımları kıyıya vuran küçük dalgalar gibi görmeye başladık. Bu akımlar surda bir gedik açacak boyutta olmasa da her biri farklı bir yönelim ve açılımı işaret ederken, Türk sinemasına kümülatif bir etkiyi de beraberinde getiriyor. Bu çerçevede yaklaşık son yirmi yıla baktığımızda bir dönem “gay lobisi”nin etkisiyle olsa gerek, “gay filmleri”ne yer verildiğini görmekteyiz. Sonra “köy temalı” filmler ortaya çıktı ve bunu engelli hikâyesi barındıran filmler takip etti. Elbette siyasi konjonktür gereği (özellikle Kürt sorunuyla alakalı) “etnisite” konulu filmler de kendine yer buldu. Bu ayrıksı ve yeni yapımlardan sonra yönetmenler şehri terk ettiler ve “kasaba filmleri” patlak verdi (ve hala da bu tür filmler revaçta). Sonra da rahatsız edici derecede komedi furyası başladı. Tabii, komedi+kasaba ortak temalı “Dondurmam Gaymak” gibi filmlerin yanı sıra hepsinin toplamından şöyle hikâyeler de çıkmadı değil: Köyde yaşıyor, gay, Kürt vs. (Güneşi Gördüm gibi)1

 Türk sinemasındaki bu gelişmeler, şüphesiz Türkiye’nin sosyolojik, kültürel ve siyasi değişiminden bağımsız düşünülemez. Tüm bu değişim ve akımlara rağmen genel-popülist çizginin dışında kalan, son dönem Türk Sinemasında kendi tarzını yaratan bağımsız sinemacılar da yok değil. Fakat bunlar bir elin parmaklarını geçmiyor: Zeki Demirkubuz, Onur Ünlü, Tayfun Pirselimoğlu, Nuri Bilge Ceylan, Semih Kaplanoğlu, Ümit Ünal, Yeşim Ustaoğlu, Emin Alper ve şüphesiz Reha Erdem.

 Bu yazı Türk Sineması kendi mecrasında akarken bir yandan da kendi sinemasını oluşturabilmiş isimlerden Reha Erdem’in sinemasını tahlil etmeyi amaçlamaktadır. Türk Sineması içinde kendi özgün alanı ve tarzını oluşturan bir sinemadır Reha Erdem Sineması.

 Paris’te sinema ve plastik sanatlar eğitimi alan ve 1988 yılında sinemada siyah beyaz filmi A Ay2 ile adını duyuran Reha Erdem’in sinema anlayışı, ana akım Türk sinemasının oldukça uzağında. Hayvanlar, hayat, inanç, ses ve doğa olguları şiirsel ve teatral tarzıyla farklı bir yerde duran Reha Erdem, son dönem Türk Sinemasında kendine özel bir yer edinmiştir.

A Ay’ın Yekta karakteri ve başrol oyuncusu Yeşim Tozan’ın yıllar sonra bana aktardığı şu yorum da gerek Türk Sinemasındaki yol ayrımını gerekse Reha Erdem’in özgün bir tarz oluşturduğu iddialarını doğruluyor:

“İstanbul Devlet Tiyatrosu’nun Taksim sahnesinde Reha Erdem ile sahnede otururken yaptığımız konuşmayı halen hatırlarım. Bana devam etmemi, oyunculuğun da beyin isteyen bir iş olduğunu ve benim çok farklı bir oyuncu olabileceğimi söylemişti. Ancak İstanbul Devlet Konservatuarı’nda öğrenci olmak nedense benim içimde hiç heyecan uyandırmadı… 90’ların ortasından itibaren Türk Sineması geleneksel çizgisinden ayrılıp deneyimsel, özgün ve dinamik bir döneme girdi kanımca… Eğer o dönemde oyunculuğa adımımı atmış olsaydım kararım nasıl değişirdi hiç bilemiyorum…”3

1988 yılında çekilmiş olmasına rağmen öncelikle siyah beyaz oluşuyla A Ay, ait olduğu dönem sinemasından oldukça farklılaşıyor. Fransız Yeni Dalga Sinema4 akımını anımsatan tekrarlı ve yarı karmaşık kurgusu ile A Ay, sadece dönemi ile değil genel Türk Sineması’ndan da ayrışıyor. Reha Erdem, kökleri Türk Sinemasında olmakla birlikte Avrupa’nın suyu ve havasından da etkilenmiş bir yönetmen olarak yeni bir tarz ve sentez ortaya koyuyor. Ancak bir anlamda Metin Erksan veya Alp Zeki Heper çizgisi de diyebileceğimiz bu tarz, Türk sinemasında kendine yer bulamamıştır. Erksan bunu şöyle ifade ediyor: “Para kazanmak için yapılmış filmlerin dışındakilerin Türk Sinemasıyla hiç ilgisi yoktur.” İşte onun içindir ki; ‘Reha Erdem Sineması’ diye bir olgu var.

1 Volkan Durmaz, Kış Uykusu, http://www.magaradergisi.com/yeni/index. php/35-magara/sanat/449-kis-uykusu (2 Temmuz 2014)

Yazının devamı için PDF’i tıklayın;

Bu makale kaynağından aslına sadık kalınarak alınmıştır. İfade edilen görüşler NOTLAR’ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.