Ziya Gökalp’te Toplumsal Vicdan

A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

Ziya Gökalp’in düşünce dünyasında “toplum” yalnızca bireylerin bir araya gelmesiyle oluşmuş bir yapı değil, aynı zamanda manevi bir bağ ile birbirine bağlı olan bireylerin oluşturduğu yüksek bir birliktir. Bu yüksek birlik, yalnızca fiziksel ve siyasi bir birliktelik değil, esasen ahlaki ve vicdani bir ortaklıktır. Gökalp, toplumun temelinde bireyden daha büyük, bireyi aşan, ama bireyde de karşılığı bulunan bir “toplumsal vicdan” olduğunu ileri sürer.

Toplumsal vicdan, bireylerin kendi iç dünyalarındaki ahlaki sezgilerden farklı olarak, toplumun ortak hafızasında, kültürel değerlerinde, dinî ve ahlaki normlarında tezahür eden bir bilinçtir. Bu bilinç, bireyleri bir araya getirir, onlara bir ortak amaç verir ve aynı zamanda bireysel eğilimleri denetler. Böylece bireyler hem toplumla uyum içinde olur hem de kendi varoluşlarını bu büyük yapının içinde anlamlandırabilir.

Gökalp’in toplumsal vicdan anlayışı, Emile Durkheim’ın “kolektif bilinç” kavramından izler taşımakla birlikte, özgün bir yorum içerir. Durkheim gibi Gökalp de bireylerin bağımsız ahlaki varlıklar olarak değil, toplumun değer sistemine göre şekillenen varlıklar olduğunu savunur. Ancak Gökalp, bu kolektif yapının kültürel sürekliliği sağlayacak derecede köklü, fakat aynı zamanda değişimlere açık bir niteliği olması gerektiğini vurgular.

Toplumun birlik ve dirliği, bu toplumsal vicdanın güçlülüğüyle doğrudan ilişkilidir. Gökalp’e göre, bir toplumda toplumsal vicdan zayıflarsa bireyler yalnızlaşır, ortak değerler dağılır, ahlaki çöküntü baş gösterir. Bu nedenle toplumsal vicdan yalnızca bir değer sistemi değil, aynı zamanda bir toplumsal istikrar unsurudur.

Gökalp’in bu düşüncelerini şekillendiren en önemli unsur, Osmanlı’nın son döneminde yaşanan çöküşün ardından yeni bir millet inşa etme arayışıdır. Batı’nın pozitivist bilim anlayışıyla Doğu’nun maneviyatını birleştirmeye çalışan Gökalp, toplumun hem geçmişiyle hem de geleceğiyle bağ kurabileceği bir vicdan anlayışı geliştirmeyi hedeflemiştir.

Toplumsal vicdan bu çerçevede, hem geleneksel dinî-ahlaki değerlerin hem de modern bilimsel bakışın uzlaştırılabileceği bir zemin olarak düşünülmüştür. Bu vicdan, bir milletin tarihten gelen ruhunu taşırken, aynı zamanda çağın gereklerine cevap verebilecek esnekliğe de sahip olmalıdır. Bu yönüyle Gökalp’in toplumsal vicdan anlayışı, hem koruyucu hem de dönüştürücü bir fonksiyon üstlenmektedir.

Gökalp, bu anlayışıyla Türk modernleşmesine özgün bir katkı sunar. Ona göre ne Batı taklitçiliği ne de geçmişe körü körüne bağlılık toplumun ilerlemesini sağlar. Asıl olan, toplumun kendi vicdanını bulması, kendi kültürel kodlarını çözümlemesi ve bunlar üzerinden bir gelecek inşa etmesidir. Bu ise ancak güçlü bir toplumsal vicdanla mümkündür.

Yazının devamı için PDF’i tıklayın;

Bu makale kaynağından aslına sadık kalınarak alınmıştır. İfade edilen görüşler NOTLAR’ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.